aldığınız cevaplar anlamlı geliyorsa içinizi acıtsa bile iyi gelir. görmek uzaktan bakmak ve büyük bir toz bulutunun dağıldığı anda esen o rüzgar soğuk taşısa da huzur verir. bir şeye kafanızı vermek sizi tatmin etmese de tam olarak odaklanabilmek özgürlüktür. kaportadaki çiziklere çekilen cila anıları yok etmez yenisine olanak verir.
'Ne renk olduğunun önemi yok. Mühim olan neye renk verdiğin...'
17 Haziran 2013
9 Haziran 2013
beşten sonra evden çıkan nasıl ki geri dönmemişse üçten sonra balkonda oturan da mutlu değildir.
yoluna devam etmişsin
ama ilerlemeden , sadece başını önüne dikmişsin.
oysa sen yolda yürümeyi severdin!
28 Mayıs 2013
ben önceden buraya bu kadar sık yazmazdım yazmaktan da kastım kusmak aslında. ya da bir şeyin beni koşulsuz dinlemesi, hiç bir amaç umursamadan sadece içimi anlatmak. yok muydu önceden böyle saçmalamalarım. vardı. ama o zaman buraya gelmeden boşalıyordu içim. dağılıyordu bir şekilde dikkatim. şimdilerde ise türk kahvesinin telvesi içime geri akıyor.
- birinin bu fincanı acil yıkaması lazım yoksa dilekleri geç olucak.-
- birinin bu fincanı acil yıkaması lazım yoksa dilekleri geç olucak.-
....cak kadar yabancısı değilim senin .böyle diyor en sevdiğim yerinde kaydın. ses kaydı. hiç görmediğim. mental hastalıkları köprüden önce son çıkış gören bir kadın.ın ses kaydı. ya da soundcloudtaki 300 kişinin altında dinlenmiş her sanatçının şarkılarını bir ayrı dinliyorum. sanki benimle konuşuyomuş gibi değiller. sanki ben bu yolla kendimle konuşabiliyormuş gibi diye seviyorum belki. kimse kimsenin içine göremez kabul de dilini de mi çözemez?
bu kadar tek ve biricik mi ki sorunlarımız?
hepsinin temeli bir değil mi ki ?
hepsi epi topu insanın kendi canını yakması değil mi?
27 Mayıs 2013
kaybettiğimiz ne varsa hepsinin yerine birer küçük melek biblosu koyalım. giden her şey güzel hatırlanmaz ama biz hep kalbimizi temiz tutalım. içimiz ne kadar karışırsa karışsın o karışıklığın saflığında, bildiğimiz gördüğümüzden öte hissettiğimizde içimizde yanan ne varsa hepsini toplayıp göğe çıkalım. en uzun dağın zirvesine varamayız belki ama bize ait olduğunu bildiğimiz ne kadar yük varsa - ne kadar bırakmak istemesek de- güzel bir gelin bohçası yapalım. ve göğün en güzel katmanına bırakalım.
yitip giden ne varsa bu şarkıyla ansınlar. belki acımız biraz daha güzel acır.
yitip giden ne varsa bu şarkıyla ansınlar. belki acımız biraz daha güzel acır.
22 Mayıs 2013
mesela tanrı olsam zaman çok sıkıcı olurdu. çünkü o zaman, zamanın da nerede biteceğini biliyorsun. daha da kötüsü o zamanda neler olacağını da biliyosun.
ya da antik dönemde yaşayan bir yarı tanrıça olsam. koca gün oturup özel yeteneklerimi kullanmayı bekleyeceğim, sonradan insanların derslerde, müzelerde benim de içinde olacağım bir resmi bensiz görmesini istemezdim.
- eyyy venüs geçtiysen apollonun kenarından köşesinden gelseydin ya bugün yan sırama-
yani demem o ki bilginlik, korkutucu bir güç ve ya zamanı akıtmaktan da öte yaşamak en temizi. bilmeden üç gün sonrasını, güç tanımını kendine göre yapıp kendi zamanını akıtmak en zevklisi.
bunu da ben değil bu arkadaş düşünmüş olsun:
ya da antik dönemde yaşayan bir yarı tanrıça olsam. koca gün oturup özel yeteneklerimi kullanmayı bekleyeceğim, sonradan insanların derslerde, müzelerde benim de içinde olacağım bir resmi bensiz görmesini istemezdim.
- eyyy venüs geçtiysen apollonun kenarından köşesinden gelseydin ya bugün yan sırama-
yani demem o ki bilginlik, korkutucu bir güç ve ya zamanı akıtmaktan da öte yaşamak en temizi. bilmeden üç gün sonrasını, güç tanımını kendine göre yapıp kendi zamanını akıtmak en zevklisi.
bunu da ben değil bu arkadaş düşünmüş olsun:
18 Mayıs 2013
bazı insanlar tarihte çağ açıp kapamışlar. bende kendi hayatımın padişahı, şahı olduğumdan bir çağı daha kapadım. hiç acımadım, yalan, en çok kendi canımı acıttım. çok uzattım belki ama topladığım anılarla çağlar ötesine gittim ben. her ne yapıyorsam bırakmıyorum sadece vazgeçiyorum. bazı şeylerin tadında, tahtında kalması için bencilliğime son veriyorum. sadece bu. buradaki 4-5 yazıyı taslak yaptım mesela, rakı kapaklarını başucumdan alıyorum, şarkılarıma bir çeki düzen veriyorum. . .
hangi çağa geçtiğimi bilmesem de nasıl bir savaştan yaramla beremle sağ kurtulduğumu biliyorum. bir kutuda anılarım, hepsinin üzerine en sevdiğim parfümden sıkıp kapağını kapatıyorum. işin en acı tarafı da bunu zorunluluktan değil isteyerek yapıyorum. istettirene sağlık.
hangi çağa geçtiğimi bilmesem de nasıl bir savaştan yaramla beremle sağ kurtulduğumu biliyorum. bir kutuda anılarım, hepsinin üzerine en sevdiğim parfümden sıkıp kapağını kapatıyorum. işin en acı tarafı da bunu zorunluluktan değil isteyerek yapıyorum. istettirene sağlık.
11 Mayıs 2013
bu bir öfke yazısı. ben annemle konuşup ona ulaşabiliyorken hatayda (ve bu dünya üzerine belkide gelmiş geçmiş milyonlarca insanın,annenin) çocuklarına artık hasret kalması, ve bunun hep dünyevi boş şeylerden, mallardan, politikalardan, . . . oluşu acı ve öfkemin sebebi. her kim, ne kadar kötü olursa olsun ya da ne kadar iyi evlat acısıyla sarsılmasına tahammülüm yok. üstelik bunların günümüzde maçlarla, tv programlarıyla, yavşak, gevşek politikacılarla kapatılması, insanların taraf olarak değil de olan bu olaylara yapıdan itibaren/olgu olarak karşı çıkmaması, en basitinden konuşmamasına sinir oluyorum. beğenelim beğenmeyelim hepimiz bir annenin babanın çocuklarıyız. hepimiz bir şekilde hayatta küçücük bir obje dahi olsa bir şeylere kıymet vermişliğimiz var ki bugün hatayda insan söz konusuydu. birilerinin kardeşiydi ölenler, birilerinin çocukluk arkadaşı, daha yürüyemeyen bebekler vardı başka ölümlerde, ya da olanın bile farkında olamayacak kadar engelli insanlar. hiç biri/hiç birimiz bu dünyaya sevdiklerimizden, ruhumuz bedenimizden, ellerimiz sevdiklerimizin elinden ayrılsın diye gelmedik. politika üzerinden yürüyen saçma yorumlar, bu olaylardan kolaylıkla pay çıkarabilen siyasal düzen/partiler, bulunduğu konumda çevresine gerekli belge ve bilgileri iletmeyen ^medya^, ve bu sistemin içine dahil olmuş çarkın dönmesini sağlayan işleyip kendine rant çıkaran ve bu sayede bölünme eyleminden öte insanların düşünce yapısını da bölerek kısır bir döngü oluşturup insani değerleri yok eden her şeyden nefret ediyorum. keşke nefretimiz, acılarımız hataydaki, roboskideki, savaşlardaki, katliamlardaki,... annelerin/ailelerin/insanların acısını azıcık olsa hafifletseydi bari. ya da bunlara dur diyebilen insanlar çarkı çevirmeye çalışan bir insanın düşüncelerini etkileyebilseydi ve yaptığı eylemi değiştirebilseydi.
kısacası gülşenin deyimiyle ben bazı insanların vicdanını acıtmak istiyorum. acısın ki ne olduğunu ne bittiğini aslında başkalarının da canlarının olup, yandığını anlasınlar istiyorum.
anneler günü dileğim budur.
kısacası gülşenin deyimiyle ben bazı insanların vicdanını acıtmak istiyorum. acısın ki ne olduğunu ne bittiğini aslında başkalarının da canlarının olup, yandığını anlasınlar istiyorum.
anneler günü dileğim budur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


