28 Mayıs 2013

ben önceden buraya bu kadar sık yazmazdım yazmaktan da kastım kusmak aslında. ya da bir şeyin beni koşulsuz dinlemesi, hiç bir amaç umursamadan sadece içimi anlatmak. yok muydu önceden böyle saçmalamalarım. vardı. ama o zaman buraya gelmeden boşalıyordu içim. dağılıyordu bir şekilde dikkatim. şimdilerde ise türk kahvesinin telvesi içime geri akıyor.

- birinin bu fincanı acil yıkaması lazım yoksa dilekleri geç olucak.-

....cak kadar yabancısı değilim senin .böyle diyor en sevdiğim yerinde kaydın. ses kaydı. hiç görmediğim. mental hastalıkları köprüden önce son çıkış gören bir kadın.ın ses kaydı. ya da soundcloudtaki 300 kişinin altında dinlenmiş her  sanatçının şarkılarını bir ayrı dinliyorum. sanki benimle konuşuyomuş gibi değiller. sanki ben bu yolla kendimle konuşabiliyormuş gibi  diye seviyorum belki. kimse kimsenin içine göremez kabul de dilini de mi çözemez?
bu kadar tek ve biricik mi ki sorunlarımız?
hepsinin temeli bir değil mi ki ?
hepsi epi topu insanın  kendi  canını yakması değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder