25 Eylül 2011

belki otuzumda belki doksanımda belki bu dünyada belki rüyalarımda belkide hiç bir zaman  ama mutlaka hayatımın bir döneminde böyle bir cafe sahibi olucam . tabelada -ütopya- yazacak çünkü sadece ütopyalar güzel ve bizim kurduğumuz ölçüde güzel ve insan ütopyaları kadar var. hayatında ütopyalarında yaşayabildiği kadar güzel yaşayabiliyor .

23 Eylül 2011

3 hafta sonra REDD konseri var . gennşşlikk akaaarrrrr bee :))

22 Eylül 2011

ben burda neyin paşindeyim sen orada ne yapıyorsun? ne ara geçtik de ayrıldık o yol ayrımında? nasıl göremedik bu kadar farklı olduğumuzu? ben çok saftım da sen mi çok iyi oyuncuydun ? anlamıyorum anlayamayacağım hemcinslerimin bir kısmını. yanındakinin senin sahibin olmadığını savunurken  tasmasından kurtulmadan kendine ait cümlelerle savunamaman bile aynaya bakmak için bir sebep değil midir ? ben duyunca içim şişerken sen yaşarken hiç mi daral mıyorsun ? ne olmaya gelmiştin ne oldun hiç düşünmüyor musun ? içim acıyor ama kendi ahmaklığıma, verdiğim değere .daha ne kadar tiksindirtceksin kendinden beni ?
ve adın geçtiğinde hissettiğim büyük ?

21 Eylül 2011

her gün yeni birileriyle tanışıyorum. çoğunun adını bırak yüzünü hatırlayamıyorum. hepsinde bir çaba tanışalım kaynaşalım iyi arkadaşlar olalım birlik olalım; neden ? bırak ben seni gittiğim bir sinemadan biliyim, söylediğin iki cümle kalsın aklımda ya da ne biliyim kokun kalsın bu ad/ün/nam çabası ne ? olmadığın sahte kimliğini aklımda tutsam ne yazar sen o olmadıktan sonra ?

20 Eylül 2011

hiç büyük beklentilerim olmadı hayatta . koca yaz eylül gelicek hafif yağmur ya da serin hava eşliğinde boynumda her gün değişik bir şal ayağımda sevdiğim spor ayakkabım kucağımda ders kitaplarım okul yoluna düz gideceğim günleri bekledim . bulduğum tablo; 29 derece havada bu gün neyi daha az giysem diye düşünüp okulda ilk hafta ders olmadığını öğrenişim olunca tabi ilk günlerde olsa çöktü yani moralim . nerde bu rüzgar nerde bu derslikler sorarımmm nerdeeeeeee ?

14 Eylül 2011

bazen bir dakika erken uyansam ve o gün işlerini bir dakika  erken yapsam hayatımda neler değişirdi diye çok merak ediyorum . ya da dungeon'ın ordan değilde  hükümet konağından geçsem kimi görürdüm . çok fırsat kaçırıyorum belki , belki de farklı şeyler seçe seçe buraya geldim peki ileride ne olacak ? işte onu köpek gibi merak etmekteyim . bir cin bulsam ilk sorum budur , burdan da tüm cinlere duyurulur .

12 Eylül 2011

ikisi de karşımda hayatımın iki anlamı, iki farklı yolu,  iki farklı cinsi  ve tek anlamları . biri kardeşim diğeri büşra
-onun bir tanımını bulamadım bu kafayla-  onları tanımadan dünyadan göçen insanlar var. çok acıyorum kendi adıma çok seviniyorum bencilim çünkü mutluyum  ve karşımda oturuyorlar . ve onlar ve ben değirmenlere karşı her ne olursa  hiç fark etmez  . hayat onlarsız çekilmez uzağımdayken mutluyken nasıl olurlarsa öyle hallerinden memnunken  hep olsunlar . iyi ki varlar .

10 Eylül 2011

 o kadar sözler yazılmış ; etme bulma dünyası, eden bulur , what goes around comes around, ......... hiç mi düşünmez insan hiç mi bakmaz aynada kendine hep mi karşı taraf suçlu 
??????????????????
~ bir hayat resmidir ya avucumda büyüttüğümm... ~

3 Eylül 2011

çok karışık buralar her şeyden biraz var bir benden eksik . herkes haklı bir ben suçlu . herkes mutsuz bir ben mutlu . bir boşaltsam içimi alıcak kişi yok . insan aynı anda iki zıt duyguyu yaşayamaz yaşamamalı . nefret ederken haklı çıkarmamalıyım kimseyi, gözlerimle gülerken içimden sövmemeliyim ya da sıkıca sararken içim ve kalbim uzaklaşmamalı . bu kadar kaçmak isterken buradan aradığım düzen bu olmamalı . herkesi sorgulayıp sonunda kendimde suç bulmayacağım bir yer itiyorum içimi açıp yanında katılana kadar gülebileceğim biri var ama ben aç gözlü bir insanım daha fazlasını ve arkada bıraktıklarımı da istiyorum . ben mutlu olduğum yere gidiyorum ama bir parçam arkada kalmasın, herkes kendi diyarında mutlu olsun, ve kimse birbirini gereğinden fazla sevmesin  . ütopyalar bunun için güzel