20 Ağustos 2015

İçimde derin bir oyuk...
Ne eyleme geçirtip göz yaşımı damlatıyor, ne adım atarken rahat ettiriyor. Ben elimde bir çakı var sanarken kör bir bıçakla kendimi deşmişim. Şimdi bana kalansa hep bir geç kalmışlık hissi ya da yetişemediğim şeylerin acısı, bilmiyorum. Pek de merak etmiyorum. Sadece kalabalık sokaklarda yürüyesim var. Çevremde hareket halinde ve telaş içinde birilerinin olması bana iyi geliyor. Böylelikle sakin olduğuma kendimi inandırabiliyorum, durdurabiliyorum. Gün içerisinde onlarca kez güldüm. Kaslarım yukarı doğru çıkarken zorlanmıyorum da aşağıya doğru hareketini bitirip inerken daha zor durduruyorum. Sanki frene basmazsam o gülen surat dakikasında üzgün bir ifadeye dönüşecekmiş ve ben parçalanacakmışım gibi. Frenim patlamasa bari. Sonra mekanlar var oyuğu derinleştiren, aklımda kalan gülüşler, bakışlar, mimikler ve alt yazısını okuyabildiğim gözler...

Alışkanlık olmaya yetecek 21 gün bile verilmedi bana. Kaderden alacaklı olduğum bir kaç gün daha var. Elbet hesap kapanmadan göçülmez bu dünyadan. Ama önce bu oyukla, boşlukla yaşamayı öğrenmem lazım. Bugün canımı yakmasına karşın hiç bir şeyle doldurmak istemedim; sanki O'ndan emanet bildim. Oyuğu yok saymak, doldurmak için alışverişe çıkıp bir küçük soğuk su şişesinden başka bir şey almadan eve döndüm.

Üzülmek değil bu, his değil, duygu değil sanki bir oluş hali. İnsanın içindeki özün derisinden sıyrılıp ortada kalması gibi, bir anda farklı bir atmosfer katmanında yer çekiminin azalıp gerçekliğin kaybolması gibi, bir ömrün yarım kalıp cana batması gibi.

10 Ağustos 2015

Mutlu olmak mı mutlu etmek mi daha kolay?
Galiba mutluluğa hazır birini mutlu etmek en kolayı . Bir sözden, bir yoldan bazen bir tepkiden hatta 'sen benim arkadaşım değilsin'den. İnsanoğlu cins bazen sevdiğinden bazen en nefret ettiğinden sebep bir gülümseme ekleniyor ömrüne. Ömürlük kalsın istiyor bazen; bazense çok tatlı geliyor alışkanlık olmasından korkuyor. Sahi insan mutlu olduğunda ya da mutlu edeceğinde korkuyor temelde. ya da şöyle diyelim; insan biteceğini bildiği her güzel şeyden korkuyor; ama bilip de ama bilmeden ...
E yeter değil mi ben bilinçdışımı toplayıp gideyim artık.
Son olarakufak şeylerle mutlu olabileni bulmak en zoru ona bir lafım yok ama hazır bulmuşken kaçırabilmek tam 90dan atılan bir son dakika golü.