17 Ekim 2013

dünya geçici, kalıcı olan tek şey ise kalbine dokunduğunuz insanlar. eğer o kadar şanslıysanız -lar eki geliyor o insan kelimesine. insan çoğaltmak marifet değil, iyi ya da kötü değil ama bu dünyadan toprak altına girince geriye ne ad, ne para, ne dua kalıyor. bir tek alışkanlıklar kalıyor ki onlarda zamanla tersi yönden alışkanlığa dönüşüp yok oluyor.
içimdeki öfke ve bu döneme ait kızgınlık da aynı alışkanlıklar gibi yok oluyor belki ama elimde kocaman bir kazan ve içinde insanların saçma tarafından onlarca hikaye kalacak. yani umarım gidip bitiyordur artık bu zaman dilimi yoksa psikolojik tepkilerden fizyolojik tepkilere geçmem an meselesi.
yoksa katil olmam bıçak sırtı.

helvası kavrulmamış adamların ruhlarına anı niyetine;



30 Eylül 2013

  anlatamıyorsun, hangi dilde konuşursan konuş içinin canı acıyorsa, karşındaki adam en değer verdiğinse, canı yananın içini görüyorsan ateş her şeyi kül ederken nedenini niçini anlatamıyorsun. daha kendin bile anlamamışken, bunca saçmalığın, mal düşkünlüğünün sırrına erememişken, tüm genetik bağından kurtulmak isteyip de olanı biteni her akla malum edemezken elimden bir şey gelmese de dilimden ve kalbimden diliyorum;

  ne yaşattıysak bu hayatta hepsini yaşayalım. hem de gönlümüze göre. komşusu felç geçirirken  ağızında gülüşü olan da, kan kusturana anasından iyi bakan da, ortada tenis topun dönüp kızını psikologlara düşüren de, anasına babasına bir şeyleri anlatmak uğruna dünyadan soğuyan da.... içi gibi ömür geçirsin.

  sultanlara kalmayan bu dünya peşinden ufak hesaplarla insan kalbi kıran kul hakkı yiyenin de bu dünyadan göçüşünü bilmeden alma canımı, artık yukarda kim varsa, kabul et.

26 Eylül 2013

gitmeden inanmam, inanamam ki :]]


18 Eylül 2013

 


    
oh land - pyromaniac

vuuhuuuuu ' larda özel vurgularla yüksek sesle eşlik ediyoruz, hata olmasın. 
3 2 1 ... vhhuuuhuuuuuu

17 Eylül 2013

sevdikçe uysallaşan sevildikçe durulan insanlara çok özeniyorum. laf olsun diye değil, ne zaman bir noktadan öte sevdiğimi hissetsem kaçıyorum. gidiyorum. yara almamak için değil ama zaten uzağa adımımı atınca karşı taraftan daha çok kendi canımı ben yakıyorum. yaralamamak için gidiyorum. huyumu biliyorum. babam, bir adam, annem, her hangi bir insan benim ona verdiğim yüksek doz sevgiye yüksek doz sevgiyle karşılık verirse içimi kazıya kazıya  uzağımda tutuyorum.
onlara bağımlı hale gelmekten, tüketmekten korkuyorum; sevdiğim insanlar acıyacak diye korkuyorum.
ben önce allahtan sonra kendimden çok korkuyorum.

son olarak;

13 Eylül 2013



[*]

ne zaman ki daha fazlasını yaşamam derseniz çok daha fazlasını yaşarsınız. yeni bir ev kurulur-ken  başka bir yanda bir insan son nefesini verir. nefes verenin yan kapısında yeni hayatlar için planlar yapılır. planları yapanların gelecek hayatları hakkında bir sürü ihtimali varken şu an yaşadığı yer hakkında bir fikri yoktur. 

geleceği kurayım diyen de geçmişin  acısını çeken de bugünü es geçip canını yakar.

kimisi sırf canı yanmasın diye şeffaf olmayı tercih eder. o kadar görünmez olur ki birileri için yok olur. 

yeni yeni aşina olduğumuz insanlar beklenmeyecek kadar saf ve temiz kalpleriyle gün aşırı şaşırtırken huyunu suyunu ezber yapıp bir incelik beklediğimiz insanlar vermezler kendinden ödün.

ve bir insanı yıllar sonra gerçekten gülerken görebilirsinz. yaşanılan tüm karmaşanın içinde bir şeylere değer  bakışlar yakalayabilirsiniz. eğer sizin için kıymetli birini seven ona saf bakabilen bir insan bulursa kendisi; hiç kimseye bağımlı olmadan kendisi olabilmişse şu hayatta belki sizi bile sevgiye sevmeye inandırabilir. hem de tam inancınızı kaybettiğiniz anda.

bu hayatta hiç zorlanmazsanız ne kadar güçlü olduğunuzu göremezsiniz. 

[*]

tüm bunlar bizzat benimle ilgili olup ana kahramanları ben değilim olayların. bu yüzden o kadar karıştı ki içim dışıma geldi.  nerde ne hissetmem gerektiğini şaşırdığım, olaylara sakinlikten uzak tepkiler verdiğim, haklıyı ararken haklarımı kaybettiğim, konuşacak birilerini ararken kendimi kaybettiğim çok oldu. her seferinde izmirdeki odamda olmak istedim, ayak ucumda kitaplarım dursun göriyim istedim hepsini. başucumda pessoa dursun istedim. en azından benim kadar huzursuz bir adam olarak, hayali aşkım olarak gücüne ihtiyaç duydum. 

[*]


herkesin annesi kendine ayrıdır amenna ama bu şarkının her bir satırını bana yıllarca ezberlettirmedi.
biz kendisiyle her bir satırı gün be gün yaşayarak öğrendik. önce yaptı sonra bir ona baktım bir diğerlerine ve dedim ki iyi ki ben cahidenin kızıyım. çünkü demek kolay olmak zor. burda yazmak basit (ve rahatlatıcı) ama tepki vermek bir sanat işi, sevmek başlı başına bir dünya ve cahide olmak bir sabır işi.  bunları buraya yazıyorum çünkü bir insan illa kaybettiğinde kıymete biniyorsa ya o insanda ya sevende var bir bozukluk demeklik. ama annem benim hayatımda gördüğüm en saf ve mükemmel şey ve benim ona hissettiğim sevgi hayatım boyunca içimden gelen en huzurlu duygu. istedim ki yıllar sonra bu postu görürsem hayatımın bu dönemini unutamıyım. 

-bazı dönemlerimden öğrendiğim şeyin tekrarı yok çünkü-

ve işte annem benim için bu şarkı: