böcükler kovalasın beni ya ne diyim ki ben kendime ?
öyle bir panaromik manzara düşünün ki şehrin bir ucundan diğer ucuna 120 dereceden fazla
karayla başlıyor denizle bitiyor. karşınızda ışıl ışıl şehir, trafiğe yukarıdan bakıyorsunuz.
tek istediğiniz şey
kahve
hem de
türk olanından !
isteseniz iki dk karıştırmaya bakar
ama siz annenizle içmek istiyorsunuz.
işte burada sorun başlıyor:
yorgun
koca gün ev işiyle uğraşmış
üstelik solundan kalkmış.
*
burdaki sıkıntı ne zamanda, ne mekanda ne de kişilerde hatta ne de isteklerde.
istemeyen bir kişiye isteyebileceği hatta bundan çok büyük zevk alabileceği şeyi uzak bırakan koşullarda, zorunluluklarda.
*
annem diye demiyorum pek bir şebektir, cindir annemden önce arkadaşımdır.
- zaten ne oluyorsa fazla sevgiden-
*
şu hayattaki en büyük düşün nedir diye sorsalar anne olmak derim.
derim çünkü annemden çok şey öğrendim. mesela;
annem yüzünden, uyuyan bir adamın yemeğe geç kalma telaşıyla nasıl sıçrayarak uyandığını da öğrendim
bir insanı özlediğinde ilk kokusunu hatırlamayı da .
*
psikoloji okumaya da onun sayesinde heveslendim
psikolog olamayacağımı da ilk onda fark ettim.
çünkü bir insan istemediği sürece bahçesindeki çiçeklerin solduğunu kabul ettiremezsiniz.
çünkü siz neresinden tutarsanız tutun hayatının diğer kısmı da onda yaşayacak.
ve siz ne kadar üzülürseniz üzülün gülmek zorunda olduğunuz insanlar olduğu sürece gerçekten ağlayamazsınız.
'' zaman ilaç mıdır yoksa kalbini yavaşça yaran yoran bir bıçak mıdır ? '' büyümeyelim artık yeter !

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder