28 Şubat 2013

elimizde ne var ?

 aslında hepimizin kendimize sakladıkları var. anlatamadıklarımız, anlatamayacağımız şeyler var. duygularımız, övgümüz, sövgümüz, hesaplarımız var. ve en önemlisi korkularımız var.
 dinlemekten korktuğumuz şarkılar var mesela. hecesi hecesine anılar yüklü olan şiirler. okuduğunuz anda beyninizi sıkıştıran mengeneyi çalıştıran gizli güçler var bu dünyada içinizin köründe yaşayan canavarlar var.
 Ursulaya göre ejderhalarımız var.
 altını çizdiğimiz satırların dönüp okuyunca ağzımıza sıçma özellikleri var. kim onlara cansız diyebilir ki ?
 bin bir senaryo var. uykuya yattığınız anda yer çekimin kuvvetinden zerre etkilenmeyip tortullanamayan ve bir türlü akıldan gitmeyen binlerce plan. o planların devam ettiği kış günü terleten rüyalarımız var. çok özlediklerimizi görebildiğimiz düşlerimiz var o rüyalarda.
  en güzeli de hissedilen acıdan alınan tat var. mazoşistlik diyin, yaşamın tadı diyin; yaşadığını hissetmek var.
  araftalığı yok ettiğimiz an her şey daha güzel olacak. o da anca şarkılarla

22 Şubat 2013


'far etmeden fark etmeden fark etmeden'
fark etmeden  olması lazım hayatımızda bazı şeylerin. 
gözlerimizi kaç kere açıp kaparsak hep olması lazım            .
mesela fark etmeden bir ses kaydını dinlerken bulmalısınız kendinizi.
hiç alakasız yerde karın ağrılarınızın tutması kronikleşir anlamadan.
tüm tükürdüklerinizi yalarsınız seve seve.
suyun  tadını alırsınız bazen
bazen de padişaha yapılan yemekler suntadır.
çünkü yemekten önce ve sonra beyninizi yiyen kurtlar tat aldırmaz,
hatta nefes aldırmaz.
tıkanırsınız, kendi beyninizin etini yemekten.

yani bir nefes alın ve hayatta kalın, eğer imkanınız varsa nefesin tadını da çıkarın. 

18 Şubat 2013


Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen 
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu 
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen 
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim 
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor 
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte 

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum 

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit 
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse 
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman 
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık 
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık 
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada 

AHMET TELLİ

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen 
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu 
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen 
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim 
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor 
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte 
Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum 
Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit 
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
 
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık 
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada 
AHMET TELLİ

16 Şubat 2013

kişilik bakımından küçük insanların küçük hesapları, basit duyguları ve gereksiz davranışları varmış.
uzakta bile olsa bir insan sizi gülümsetiyorsa o gülümseme sevgi ya da acıma taşıyabiliyormuş, emin olmadan sevinmemek lazımmış.
güç kavramı her alanda farklı şeyler ifade etse de devamlılığı ne kadar sağlayabildiğiniz uygulanılan gücün etkisinden önemliymiş.
hande yener her ne kadar kraliçe diye kendini tanıtmaya zorlasa da kraliçe gibi davranmadıktan sonra anca fotoğrafta olabiliyormuş.
son cümle tüm insan türü ve davranışları için geçerliymiş.

''yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.'' ama bunların tersini yarın öğrenmeyeceğimi kimse garantileyemez.sanırım hayatın tadı da buradan geliyor.

and yesss ' I'm paranoid but not android'

14 Şubat 2013



15 şubattan gelen bir 14 şubat itirafıdır bu. sırf emin olmak için tarihin değişmesini bekledim..

eğer birini kalbinizin ortasına, aklınızın her noktasına, hayatınızın anlamına yerleştirdiğinizden hayatınıza daha uygun başka birini kabul edemiyor, içinize sindiremiyorsanız;
bunun yanında o  çok hissettiğinize de dokunamıyorsanız 14 şubatta, 15 şubattan 2 marttan 14 marttan . . . daha üzgün ya da daha mutlu olmuyormuşsunuz.

her günü sevgililer günü olarak yaşamayı becerenler olarak bu şarkı da bize; how wish how wish ...

13 Şubat 2013

''Adını funda oteli koy
Aklından gelip geçen bir yazın
Ve akşam güneşlerinde orda burda
Bir deniz kıyısında, eski bir yıkıntıda
İnce ince gezinen turuncu adamların.

Adını funda oteli koy
Sevdamızın da adını
Ayakları dibinde gün batımının.
Ve ağzında binlerce güneşin tadı
Dilinin ucunda yalnızca kendi adın.

Çünkü sevdikçe beni sen kendini tanıdın.''

demiş Edip Cansever. ne güzel ne doğru demiş.