hayal gücü mü beni bu kadar uçuran yoksa istediğimde kalpten istemem mi?
peki bunca kabul olmuş duam hatta katmerli gelen dileklerim?
sormak mı lazım, yoksa kalpten istemeye, kimseyi kırmamaya devam etmek mi?
ben sormuyorum, soruşturmuyorum. o an neyse onu yaşıyorum. yaşamayan onca insanın yerine de,kalp kıran onca insanın yerine de hayata kocaman bir gülümsemeyle gidiyorum. ırka, dine, dile inanmıyorum. insana inanıyorum. ve düşünüyorum da zaman geçtikçe bu hayatta beyaz kalmak, temiz düşünmek daha da zor. ben hayatım, aklım ve kalbim temiz devam ediyorum. affetmeye inanıyorum. deniz kenarında içtiğim kahveye, alışveriş yaptıktan sonra paketlere bakıp şükretmeye inanıyorum. yağmurlu havalar gibi insanlara kocaman güneş gibi parlayan gülümsemeyle gidiyorum. ve ne olursa olsun kıyaslamıyorum, sorgulamıyorum. insanız diyorum, olur diyorum. daha başımıza neler gelicek diye merak ediyorum . ama asla gelecekten korkmuyorum. asansörde her gün kendime ne kadar güzel olduğumu söyleyipp belki de önce kendime gülümsüyorum. kızmıyor muyum, kalp kırmıyor muyum sanki? onlarıda yapıyorum. yeri geliyor küfrediyorum çiçek çocuk olamıyorum. sonra duruyorum ve hepsi geçicek kalbinde kırdığın kalplerin izi kalıcak yapma diyip, gönül alıyorum. belki de bazen alamıyorum; o izlerle yürümeyi öğrenmem gerekiyor. her birini miras bilip kalbimin desenine ekliyorum.
bunca şeyin sonunda ne mi oluyor?
uyku bastırmış gözlerimi son bir kez daha açtığımda rüyadan önce gördüğüm şeyin izmirin asansörü oluyor. rüya gibi geliyor, inanmıyorum. gözlerimi zorluyorum. gerçek mi diye bakıyorum. bakarken aklıma lise zamanlarım geliyor. bu evden gidicemlerim geliyor. gidişim, izmire yerleşmem geliyor. sonra yine duramayışım ben ispanyaya gidicem zamanlarım geliyor. sonra ispanyadaki büyülü 5 ayım geliyor. ve diyorum ki iyi ki gitmişim. her gitmenin sonunda dönmüşüm. dönüp böylesi bir hayat kurmuşum. kimsenin etiketini, omzuma kolunu istemeden hep sevdiğim, istediğim şeylerin peşinde olmuşum. kalbimin almadığını aklıma kabul ettirmemişim. temiz kalmışım. hep güzel kokmuşum. üzüntüm de sevincim de bana ait olmuş, ipek kokmuş, ipek olmuş.
asansörün 10-15 ışığı için bunlar düşünülür mü demeyin.yastıkta kendinizle kalabildiğiniz her gece bunlar bir dua olarak geçebilir aklınızdan. maharet yatağa tek girebilmek.
gün hep güzel renkli olsun; hepimiz için...
'Ne renk olduğunun önemi yok. Mühim olan neye renk verdiğin...'
26 Mart 2015
15 Aralık 2014
gülerken sadece 4 kasımız çalışıyormuş, biliminsanlarının yalancısıyım. bir de o dört kasın ardına saklanmış onca farklı duygu onca farklı niyet var. bunları da araştırsın bilimadamları. mesela gülüş var ömrünün en güzel nefesini aldığın ana denk geliyor; gülüş var yanındaki son nefesini veriyor diye tutamadığın sevince karşılık geliyor. sonra gülmekten gülmeye de fark var; bir mutlu olup içinde patlayanı var, ses çıkaramadan bir de en yüksek makamdan kendine acırken güldüğün hali var. güldürenden güldürene de çok fark var; var olmasıyla bile gülümseteninden tut var olduğu için gülümsetenine onlarca insan onlarca sebep var.
hangisi olursa olsun güldüğünüz an içinize sinsin. gerisi bize araştırma konusu
hangisi olursa olsun güldüğünüz an içinize sinsin. gerisi bize araştırma konusu
4 Kasım 2014
Akıl, karışabilen çözülmeyen nereye yeteceğini bilmeyen yumak olup elde patlayabilen mekanizma. Aşk, akıl alan havalara uçuran mideye yumru oturtan yaşadığını hissettiren bir bela. Özlem, aşık tutan küfrettiren sövdüren övdüren diz dövdüren bir duygu. Müzik, benim sana aklı aşkı ve özlemi anlatabildiğim; çekinmeyip hakkım gördüğüm tek yol. Bana kalansa 96 saat, birkaç yolculuk ve uyandığım güzel sabahlar, fazlasına duyduğum umut da gelecek hayalim.
11 Temmuz 2014
Aslında benim bir bloğum vardı değil mi? arada sinirimi çıkardığım, mutluluğumu yazdığım falan. yaşamıyor muyum peki bu aralar? aksine gayet dengesiz bir düzenden belirsizlikle yürüyorum. bu da böyle bir evreymiş der, can sağlığı dileriz. intihar edicem dersem inanmayın; ben ona da üşenir cayarım. hem önce bin küsür fotoğrafım var ispanya rüyamdan geri kalan onları yüklemeden il bile değiştirmiyorum. peki bir ipek büyükyıldız neye üşenmez?
*dolunayı izlemek için kendine taht yapmaya
*soundcloudu karıştırmaya
*tatlı yapmaya
*ferhan şensoy okumaya
*anasına babasına dil yetiştirmeye
*boş bilgileri depolamaya
*trivial oynasın diye büşrayı zorlamaya
hiç üşenmez.
üşeniyorsak sebebi çok. elbet günü gelir onlarla da yüzleşiriz.
*dolunayı izlemek için kendine taht yapmaya
*soundcloudu karıştırmaya
*tatlı yapmaya
*ferhan şensoy okumaya
*anasına babasına dil yetiştirmeye
*boş bilgileri depolamaya
*trivial oynasın diye büşrayı zorlamaya
hiç üşenmez.
üşeniyorsak sebebi çok. elbet günü gelir onlarla da yüzleşiriz.
26 Nisan 2014
* Barcelona sokaklarinda tam bir serseri kivaminda dolandim, Pragla devam edicem, sonra guney ispanyanin bokunu cikaricam.
-hayalimdi bunlar benim ulan- - ondandir ki adimlarken bile inanmadim, insan kolay inanamiyor tabii-
* tam boyle bir seyleri cok ipekce yazasim geliyor; yazmakta oldugum cumleden sonrasini unutuyorum. toplamaya calisirken olmuyor toplayamiyorum, birakiyorum. buna care ses kayitlari tutmayi denicem tutma isimin tuttuguna inanirsam buradan da halka seslenicem :]]
* bir de ben su an dusundum ki hep en cok uzuldugum, canimin yandigi, yine mi olmadi dedigim noktada durmak yerine her hangi bir yola sapip yurudugum icin seviyorum kendimi ve belki de bu yuzden hala hayal kurabiliyorum.
-keske bazen cok dusunmesem diye de dusundum ama onu baska sefer yazicam, tam dusunememisim gibi o konu-
* fiziksel olarak icinde olmasam da uzaklarda bir sehirde/lerde ortam tansiyonu hala cok yuksek, yetmiyormus gibi bir de benim icimdeki kalp ritmi de karisik ve hepsine ek olarak haziran ayindan itibaren en basitinden yasayacagim yere dair net bir bilgi yok.
-anne baba sahibi cok zor.-
her ne olursa olsun "gunes acacak bir gun bir yerde "
simdi beni park bekler, parktaki onlarca cocukla beraber ordekler de bekliyordur bence; yesili seviniz agaclari koruyunuz!
-hayalimdi bunlar benim ulan- - ondandir ki adimlarken bile inanmadim, insan kolay inanamiyor tabii-
* tam boyle bir seyleri cok ipekce yazasim geliyor; yazmakta oldugum cumleden sonrasini unutuyorum. toplamaya calisirken olmuyor toplayamiyorum, birakiyorum. buna care ses kayitlari tutmayi denicem tutma isimin tuttuguna inanirsam buradan da halka seslenicem :]]
* bir de ben su an dusundum ki hep en cok uzuldugum, canimin yandigi, yine mi olmadi dedigim noktada durmak yerine her hangi bir yola sapip yurudugum icin seviyorum kendimi ve belki de bu yuzden hala hayal kurabiliyorum.
-keske bazen cok dusunmesem diye de dusundum ama onu baska sefer yazicam, tam dusunememisim gibi o konu-
* fiziksel olarak icinde olmasam da uzaklarda bir sehirde/lerde ortam tansiyonu hala cok yuksek, yetmiyormus gibi bir de benim icimdeki kalp ritmi de karisik ve hepsine ek olarak haziran ayindan itibaren en basitinden yasayacagim yere dair net bir bilgi yok.
-anne baba sahibi cok zor.-
her ne olursa olsun "gunes acacak bir gun bir yerde "
simdi beni park bekler, parktaki onlarca cocukla beraber ordekler de bekliyordur bence; yesili seviniz agaclari koruyunuz!
7 Nisan 2014
''İki lafın belini incitsek, kırmadan yalnız
Konuşacak ne çok şey var
Sen yalnız ben onca yalnız...''
geleyim de 'kahveler benden olsun'
Konuşacak ne çok şey var
Sen yalnız ben onca yalnız...''
geleyim de 'kahveler benden olsun'
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

