1 Ocak 2014

küçük çocuklar gibi mızmızlanmaya geldim. baya bildiğimiz istediğini yaptıramayan,  dert yanacak mercilere ulaşmaya gücü olmayan, siniri avuç içinde patlayan çocuklar gibi. çünkü artık küçük bir çocuk değilim; en azından küçük değilim.

  canımı yakan şey insanların bir birine kelepçe gibi iki altın halkayla bağlanmasından kaynaklı. dikkat çekerim, severek ve isteyerek gönül rızasıyla taşıyanları çok tebrik ediyor, pistlerinden çocukları kovuyorum ama tam tersi durumda aynı evde yaşayan mahkuma dönüşen insanlardan bahsetmek istiyorum, edemiyorum, sözcüklerim yetmiyor. anlaşmanın imkansız hale geldiği, ulaşamadığım ulaşsam bile dediğimi kıçından anlayan, kendini bir uğurda feda etmiş, hayatının değerini göremeyen, her şeyi sevgiyi-fedakarlığı-iyiliği bile gereğinden fazla yapan, aslında ne yaptığını da sormadan sadece yapan, kısacası canımı çok yakan insandan insanlardan, bu yzden nefret ettiğim sanki çıkarsalar her şey çözülecekmiş gibi hissettiğim o iki halkadan, devlet düzenlerinden, geleneklerden kısaca beni, sevdiğim insanları üzün her şeyden hatta kendilerinden bile kurtulmak kaçmak istiyorum. sanki başka bir ülkede yine onlar için üzülürken çok da farklı olmayan bu düzende mutlu olacakmışım gibi. ama mutlu olmak için değil, hiç derdim yokmuş gibi değil; baya baya uzakta olmak istediğim için gidicem.
  özlemek bazen en güzeli olabiliyor. özellikle değiştiremediğim durumlarda. dokunsam da bir yere kıpırdamayan şeylerin olduğu durumda canımın ve canlarımın yanmasını izlemek bana göre değil, sevmiyorum. işte o zaman o çok sevdiklerimi de sevemez hale geliyorum. sırf kendilerini üzdüklerini bildiğim için, sırf o büzüşmüş suratlarını gördüğüm için hayatımın kıymetli taraflarından da nefret edebiliyorum. aynı anda o kadar çok sevip nefret ediyorum ki; hani iki zıt madde çarpışır da patlamada ortaya inanılmaz bir güç çıkar ya filmlerde o patlamanın şiddetinden çevreye saçılan tozlar, uçuşan şeyler olur onlardan biri olup o patlamadan kaçıyorum.

bu da öyle bir katarsis olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder