1 Temmuz 2013

akış sözcüğünü nasıl severim belli değil. hiç aynı nehirde yıkanmamış biri olarak, her damlanın yataktan onlarca şey topladığı bir ırmak olsam en sonunda daha ne isterdim ki.
on beş gün boyunca izmirde yüzlerce insanla konuştum. kimisiyle sadece konuşmakla kaldım kimisinden de ömürlük dersler aldım. projeye katılıp da doldurduğum anketten daha fazla ders alan bir insanım ben.
demem o ki ben insanlardan hikayeler, dedikodular, olaylar topladım tıpkı bir ırmağın yatağından mineral toplaması gibi.
demem o ki her insan kara kapalı bir kutu, her kutunun deseni başka.
ve biz ne kadar içine baksak da şu bir gerçek ki hiç bir zaman o kutunun içine giremicez.
kutuları, yataktaki taşları, sudaki mineralleri ve insanlardaki insan kavramlarını çoğaltalım,
onlar gibi yaşayamasak da kendi kutumuzdan ibaret sandığımız bu dünyada boğulmayalım.

*

ve öğrendiğim her şey biraz daha anlatma isteği uyandırırken rumuzlu rumuzlu hikayeler gelicek buraya sonra...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder