17 Mart 2013



insan aynı anda birden çok şey düşünmemeli. hele hele hiç hissetmemeli.
yoksa, ne yazabiliyor, ne sese döküyor ne de anlatabiliyor. gözüne ışık tutulan kedi misali, kalıveriyor. her nöronu ayrı ayrı çalışırken insan evladı huzura eremiyor.
canının her zerresi ayrı ayrı acımışsa yeni gelen darbeler birikmekten başka bir işe yaramıyor. birike birike çürümeye başlıyor zamanla. sorularla ayrışıyor sonra o birikinti. -sorularla canını tekrar tekrar ayrıştırıyorsun.-
sonuç olarak kendi canını en çok kendin yakıyosun.
çünkü; takmışsın diline bir sevme stili, inanmışsın ve hala inanıyorsun bir de buna körü körüne.
sevgi kimseyle ilgili değilmiş bir tek seveni bağlıyomuş, fasso fisso .

üzüldüğünde insan kendini bile dikkate almak istemiyor.
dinlemek istemiyor.
hele ki aklına uyup inanmayı reddediyor.
çünkü hangi yolu seçerse seçsin hep o üzüldüğü şey karşısına çıkıyor. dikkate alsa da inansa da hep o can yakan şeye oluyor bütün eylemler böylece canı daha çok yanıyor
ve bunlar olurken ana sahnede zaman akıp gidiyor.
günler aylar neler getirecek kimse bilmiyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder