-bu derdime şahit olsun yıldızlar-
evvet postumuzun şarkısı ceylan ertemden suat sayın coverı Akşam Olunca Yarelerim Sızlar.
büyük bir hayal dünyasında yaşadığımız düşünülürse şimdi sıra o dünyayı çorba yapmaya geldi.
malzemelerimiz; Nazım, Galina, Franz, Milena ve bolca düş gücü. Başlıyoruz.
ilk bölüm: Nazım ve Galya(galina grigoryevna kolesnikova).
Nazım bir dönem şiirleri yasaklanan memleket memleket dolaşıp bir ağacın altına türkiyeye gömülmek isteyip de zamanında kıymeti bilinmeyen güzide şairimiz.
Galya ise Nazımın moskovada hastanede yatarken tanıştığı hemşire. (alaka bu ya yedi yıl boyunca galya nazımın yarenliğini yapar). özel hemşiresi olarak başlayan ilişkileri gün geçtikçe duygusal bir boyuta da taşınır. yedi yıl boyunca galyaya ait ne bir şiir ne de bir resim bulunmaz Nazımla. çünkü Nazım türkiyede başka bir kadınla evlidir ve bunu özellikle rica etmiştir. bir ilişkinin bitişi aslında o ilişkinin ana hatlarını çizer bence. hem o ilişkinin hem de o insanların. Galya ve Nazım ilişkisinde en azından bunu söyleyebiliriz.
Nazım arkasından bir mektup bırakarak Galyaya veda eder ve iki aylığına orta asyaya gideceğini ve eğer siniri yatışıp tekrar görüşmek isterse geri geleceğini belirtir. ve vurucu nokta mektubuna "canım, kızım, anam, yoldaşım, baçım memet'im, münevver'im, galyam! bunu yapıyorsam başka bir şey yapamadığım içindir. ve eğer ben senin yüreğinde ve kafanda her şeyden önce senin yoldaşın, arkadaşın, seninle ortak dertleri paylaşan ağabeyinsem, sen, kadınlık gururunu çiğneyen bu acı karşısında ayakta durabilir ve büyük dostluğumuzu çiğnemezsin. (...) diye başlamasıdır bence.
Galya ise ömrü boyunca ona en güzel yedi yılı armağan eden bu adama karşılık olarak kırmızı hırkasını yollar! şimdi bunda ne var diyebilirsiniz çünkü ilk bakışta kalan eşyasını yolluyormuş gibi görünüyor ama işin içini edebiyat hocamızdan ilk dinlediğimde Galyanın yaptığı ve anlamını düşününce dersin ortasında gözümden yaş gelmişti ki benim gözlerimin yaşarması çok da kolay değildir. Nazım çok hastadır ve Galya bir hemşire olarak hastalığının ağırlını ve seyrini tahmin edebilmektedir. onu terk eden, hayatının büyük aşkı gittiği yerde hastalanmasın, canı/içi acımasın diye kalın kırmızı hırkasını unutup da giden Nazıma gönderir. bu noktadaki Galyanın sevgisi ban hep idol olarak gelmiştir. ( bir hikayeye göre Nazımın başka bir kadınla gittiğini de biliyordur üstelik ). hoş o kadar sinirini, nazımı kaybetme acısını bir daha onu görememe ihtimalini her şeyi bir kenara bırakıp o hırkanın gönderilmesi başka bir kadının olması ya da olmamasını bile gölgeler.
yanında fino köpeği gezdirir gibi adam arayan, karşıdakinin hayatını tapuladığını sanıp her dakikasında yanında olmaya çalışıp da bir ince düşüncesinden bile geçirmeyen onca kadınla aynı cinsten olduğuna inanmıyorum Galyanın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder